|
Yaklaşık bir buçuk asır önce anayurtları Kafkasya'dan sürülen Kafkasyalıların ve onların çocuklarının en büyük özlemi olan Kafkasya'ya dönebilme, hiç olmazsa bir kerecik olsun görebilme umudu, diasporada yaşayan milyonlarca Kafkasyalının sanki genlerine işlemiş gibidir. Onlar için Kafkasya özlemdir; Kafkasya umuttur; Kafkasya yaşamın anlamıdır ve varoluşlarının sigortasıdır.
Yolculuğun Tarihlerle sırası 14/08 İstanbuldan Trabzona Hareket 15/08 Gemiye Biniş 16/08 Gemi Yolculuğu Ardından Sınırdan Geçiş 17/08 Abhazya Oteline Giriş, Sharatının Çalışma Salonunda Prova, Otele Dönüş Patskhada Yemek 18/08 Demografya Bakanlığına Gidiş, Flarmonyada Prova, Baslada Eğlence 19/08 Çarşı,Clov Köyüne Yolculuk, Clovda Prova, Gösteri, Bakan Loguanın Evinde Yemek 20/08 Ritsaya Yolculuk, Patskhada Yemek, Otele Dönüş, Sohum Limanına Gidiş 21/08 Afon Mağarasına Yolculuk, Patskhada Yemek, Gudauta Şehitlik Anıtını Ziyaret, Gudauta Müzesine Gezi, Gudauta Stadyumunda Gösteri 22/08 Sohum Çarşısına Gezi, Flarmonyada Prova, Flarmonyada Gösteri, Baslada Yemek 23/08 Pitsundaya Gezi, Pitsundada Yemek, Gagraya Gezi, Gagra Stadyumunda Gösteri 24/08 Abhazya Otelinden Hareket Dönüş Yolculuğu İlgili fotoğraflar galeride... İstanbul Abhaz Kültür Derneği Ridade Kafkas Halk Danslar ve Şarkıları Topluluğu'nu oluşturan bir grup genç dansçı da, bu "en büyük düş"ü gerçekleştirme düşüncesiyle 14 Ağustos 2006 tarihinde İstanbul'dan otobüsle yollara düştü. İlk hedef Trabzon'a ulaşabilmekti. Çünkü oradan vapurla Soçi'ye geçeceklerdi. Gençler, uzun ve yorucu bir karayolculuğundan sonra bitkin ama mutlu bir şekilde 15 Ağustos 2006 günü öğleden sonra Trabzon'a vardılar. Saat 17.00'de bindikleri vapur sıkıntılı bir bekleyişten sonra nihayet ertesi gün sabah saat 03.00'te hareket edebildi. İlgililer, gecikmeye gerekçe olarak "Putin'in Soçi'yi ziyaret etmesi"ni göstermişlerdi. Bunca yıl süren vatan özlemini gidermek üzere yollara düşen gençler için, hedefe bu denli yaklaşmışken saatlerce beklemek zorunda kalmak gerçekten çok zordu. Ama, bu gecikmeye neden olduğu için Putin'e kızmaktan başka yapabilecekleri pek bir şey de yoktu. Çaresiz bekleyeceklerdi. 16 Ağustos 2006 sabah saat 03.00'de hareket edebilen vapur öğlen Soçi'ye ulaşmış ancak yine "Putin'in hala Soçi'de olması" gerekçesiyle uzun süre açık denizde bekletildikten sonra geceyarısı limana girmesine izin verilmişti. Ata toprakları olan ama artık hemen hemen hiç Çerkesin yaşamadığı Soçi'ye ayak basmak yine de gençleri duygulandırmıştı. Şimdi bu topraklarda kim yaşarsa yaşasın gerçekte Soçi de tarihsel vatan toprağıydı; ataları binlerce yıl bu topraklarda yaşamıştı. Ridade Kafkas Halk Dansları ve Şarkıları Topluluğu'nu Soçi limanında, yıllar önce Türkiye'den gidip Abhazya'ya yerleşmiş olan Kodzba Yavuz karşıladı. Gümrükten geçer geçmez limandan çıkıp onları bekleyen otobüse bindiler. Hiç beklemeden yola çıktılar. Abhazya-Rusya sınırını belirleyen Psov nehrine vardıklarında herkes tarif edilmez duygular içindeydi. Rus gümrüğünde epeyce uzun süren işlemlerden sonra Abhazya gümrüğüne ulaşan gençlerin heyecanı oldukça üst düzeydeydi. Daha önce hiç görmedikleri, toprağına hiç ayak basmadıkları "anavatan"ın gümrük görevlilerinin onları nasıl karşılayacağını düşünemiyorlardı bile. Bu nedenle de tanımlayamadıkları garip bir tedirginlik içindeydiler. Ancak bu tedirginliklerinin ne denli anlamsız olduğunu anlamakta gecikmediler. Çünkü, gümrük çalışanları onları oldukça sıcak karşılamış, her birini kucaklayıp bağırlarına basmış, geldikleri ülkenin "anavatanları" olduğunu hissettirmek için ellerinden geleni yapmışlardı. Gümrükten çıkar çıkmaz "anavatan"a gelmenin kanıtı olarak, Abhazca ve İngilizce yazılmış olan Abhazya Cumhuriyeti tabelasının altında bol bol hatıra fotoğrafı çektiren gençler, ardından mızıkalarını çıkarıp yine aynı yerde uzun uzun dans ettiler. Toparlanarak tekrar otobüse binen gençler, Gagra, Pitsunda, Gudauta gibi Abhaz şehirlerini birer birer geçtikten sonra, 17 Ağustos Perşembe günü sabahın erken saatlerinde Abhazya Cumhuriyeti'nin başkenti Sohum'a (Akva)ya ulaştılar. Mihmandarlık görevini üstlenen Kodzba Yavuz, konuklarının yorgunluğunu dikkate alarak onları doğruca bundan sonra kalacakları Abhazya Oteli'ne götürdü. Ridade Kafkas Halk Dansları Topluluğu'nun gençleri, aynı gün (17.08.2006) saat 14.00 civarında, yine Türkiye'den gidip Abhazya'ya yerleşmiş olan ve şimdi Abhazya Cumhuriyeti Demografya Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Kutarba Erkan tarafından, dünyaca ünlü Şaratın Dans Grubu'nun çalışma salonuna götürüldü. Orada, Abhazya'daki gösterilerinde kendilerine eşlik edecek olan Şaratın'ın müzisyenleriyle tanıştırıldılar. Ardından bu müzisyenlerin eşliğinde zevkli ve eğlenceli bir prova yaptılar. Akşamüstü otele geri dönen gençler kendilerini ziyarete gelenlerle görüşüp hasret giderdikten sonra dinlenmeye çekildiler. Ertesi gün (18 Ağustos 2006) sabah kahvaltısından sonra hedef Abhazya Cumhuriyeti Demografya Bakanlığı'ydı. Bakanlığın kapısında gençleri büyük bir sürpriz bekliyordu. İki yıl kadar önce 23 Nisan Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde gösteriler yapmak üzere Türkiye'ye gelmiş olan "Abaza Dans ve Müzik Grubu"nun çocukları tarafından karşılanmışlardı. Bu müthiş karşılaşma gerçekten de görülmeye değerdi. İstanbul Abhaz Kültür Derneği'nin lokalini ziyaret ettiklerinde tanıştıkları bu sevimli çocuklarla kucaklaşıp birlikte bakanlığa girdiler. Demografya Bakanlığı'nda hazır bekleyen Abhazya Devlet Televizyonu, gençlerle duygu dolu ropörtajlar yaptı. Röportaj sonrasında, Abaza Dans ve Müzik Grubu'nun sevgi dolu çocuklarının kendileri için hazırladığı küçük biblolardan ve hatıra tabaklarından oluşan hediyeleri alırken gözyaşlarını tutamamışlardı. Ropörtajlar ve çocukların verdiği hediyelerden sonra, tanınmış araştırmacı yazar Anzor Mukba da, dansçıların her birine ayrı ayrı kitaplarını imzaladı. Bir sonraki hedef, Abhazya'nın en önemli kültür sanat etkinliklerinin organize edildiği Flarmonya binasıydı. Flarmonya'nın girişinde onları Abhazya Devlet Halk Dansları ve Şarkıları Topluluğu (Gos Ensamble)'nın dansçıları coşku ve sevgiyle karşıladı. Ridade, Flarmonya'da prova alırken Gos Ensamble'nin dansçıları onları ilgiyle izledi. Dansın gerçek sultanları tarafından izlenmek Ridade'nin genç dansçıları için gerçekten zor ama bir o kadar da gurur verici bir durumdu. Provanın ardından hava kararmak üzereyken Abhazya Oteli'ne döndüler. Otelin bahçesinde otantik Abhaz yemekleri pişirilen bir "patskha" vardı ve gençler akşam yemeğini burada yediler. Yemeğin ardından Sohum'da oldukça meşhur olan "Basla" adındaki bir müzikli restorana gittiler. Orada, kendilerine eşlik eden Şaratın Dans Grubu'nun müzisyenlerinin müzikleri eşliğinde Ridade'nin dansçılarından Arıstaa Haluk'un yaşgününü kutladılar. Geceyarısından sonra yorgun ama mutlu bir şekilde otele döndüler. Ertesi gün (19 Ağustos 2006) hem biraz alışveriş yapmak hem de anavatanda yaşayan kardeşleriyle bütünleşmek için Sohum Pazarı'na gittiler. Burada onları güzel bir sürpriz bekliyordu; gece Abhazya Televizyonu'nda diasporadan gelen gençleri izlemiş olan pazarcı kadınlar, "denizin karşı kıyısında yaşayan kardeşleri"ni tek tek sevgiyle kucakladıkları gibi, yaptıkları alışverişin parasını bile almadılar. Ancak gençler, bu sevgi dolu pazarcı kadınların tüm karşı çıkışlarına karşın ödemekte ısrar ettiler. Alışveriş oldukça zevkli ve eğlenceliydi, ancak kısa kesmek zorunda kalmışlardı. Çünkü, akşamüzeri Cılov köyünde gerçekleştirecekleri gösteri için hazırlık yapmak zorundaydılar. Pazarda fazla zaman yitirmeden hızla otele döndüler. Hazırlanıp yola çıktılar. Yolda onlara Gunda Abhaz Şarkıları Grubu eşlik ediyordu. Yolculuk boyunca birlikte şarkılar söylediler. Şirin ve büyük bir köy olan Cılov'a ulaştıklarında doğruca köyün şehitliğine gittiler. Şehitlikte bulunan anıtın önünde gerçekleştirdikleri duygusal törenin ardından şehitlerin mezarlarına çiçek bıraktılar. Ardından, gösteri yapacakları salona gidip akşam gösterisi için prova aldılar. Onlar provadayken, köy sakinleri salonun dışında toplanıp gösterinin başlamasını heyecan ve sabırsızlıkla bekliyordu. Kısa süren bir provanın ardından hiç zaman yitirmeden gösteri kostümlerimizi giyip sahneye çıktılar. Köyün büyükçe gösteri salonunu tıklım tıklım dolduran Cilovluların ve Abhazya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Nugzar Logua'nın heyecanlı bakışları altında gösterilerini tamamladıklarında uzun süre ayakta alkışlandılar. Akşamın erken saatlerinde başlayan gösteri bittiğinde hava henüz yeni kararmıştı. Diaspora'dan Anavatan'a gelen gençler, dedelerinin yüzkırk yıl önce terk etmek zorunda kaldıkları köylerden biri olan Clov köyünde gerçekleştirdikleri bu coşkulu gösterinin ardından, Kültür Bakanı Nugzar Logua'nın aynı köydeki evinde misafir edildiler. Evin salonunda tahmadalar kendilerini kutsayan dualar ve konuşmalar yaparken, onlar da Gunda Şarkı Grubu elemanları, Şaratın Dans Grubu'nun müzisyenleri, Kültür Bakanı'nın kızı ve yeğenleri ile birlikte geniş verendada yemek sofrası başındaydılar. Kalabalık genç grup, zevkli ve sohbetli yemekten sonra, dışarıda yağan sağnak yağmura aldırmadan bol bol dans edip şarkı söyledi. Gecenin ilerleyen saatlerinde otele dönerken yağmur hızını arttırarak sürüyordu. 20.08.2006 sabahı erken kalkıp Ritsa'ya gitmek üzere otobüslerine binerken, gece boyunca yağan ve halen hız kesmeden devam eden yağmurda ıslanmaktan kurtulamamışlardı. Otobüsle çevreyi inceleyerek ağır ağır ilerlerken, Abhaz-Gürcü savaşının en şiddetli cephesi olan Eşera Köprüsü'ne ulaştıklarında otobüs durdu ve burada indiler. Kodzba Yavuz, köprünün hemen yanında bulunan savaş şehitlerinin mezarı başında onlara bu köprüde yaşanan dramatik olayları anlattı. Gerçekten de bu köprüde yaşananlar, savaşta yaşanan tüm acıların özeti gibiydi. Kodzba Yavuz'u dinlerken gözyaşlarını tutamamışlardı. Tekrar otobüse binip yola düştüklerinde, savaşı tüm acıları ile birlikte tekrar yaşıyorlardı. Otobüs, Ritsa'ya varmadan önce küçük bir mavi gölün kıyısında durdu. İnatla yağan sağnak yağmura rağmen, bu olağanüstü güzel gölü ve çevresindeki yeşil dokuyu arkalarına alıp bol bol fotoğraf çektirdiler. Kısa bir yolculuktan sonra, belki de dünyanın en güzel volkanik göllerinden biri olan Ritsa'ya ulaştılar. Burada doğa gerçekten muhteşemdi. Efsanelerde Kafkasya'nın "tanrının kendisi için yarattığı ülke" olarak tanımlanmasının nedenini burada çok daha iyi anlamışlardı. Ancak yağmur burada da peşlerini bırakmamıştı. Oysa ki, orada bulunan hiç kimsenin bu rüya ülkesinde yağmuru görecek hali yoktu. Sağnak yağmura rağmen otobüsten inip göl kenarında bol bol fotoğraf çektirdiler. Ritsa macerasını fotoğraflarla yeterince belgelediklerine kanaat getirince tekrar otobüse binip yakındaki bir "patskha"ya gittiler. Burada onları bekleyen "sönmeyen ocak ateşi"nin başında giysilerini kuruturken, bir yandan da kendilerine yiyecek hazırlayan evsahiplerini izliyorlardı. Otobüse binip tekrar yola çıktıklarında akılları hala "patskha"nın tam ortasında yanan ateş ve bu ateşin üzerinde kurumaya bırakılmış çengellere geçirilmiş parça etlerle, tel ızgaraya dizilmiş Abhaz peynirlerindeydi. Otele varınca dinlenmeye çekildiler. Hava karardıktan sonra ise Sohum limanına kahve içmeye gittiler. Zevkli bir kahve sohbetinden sonra fazla zaman yitirmeden tekrar otele döndüler. O gece de, hemen her gece olduğu gibi otel bahçesinde kendilerini ziyarete gelen Abhazyalı akrabalarıyla görüştükten sonra yine oldukça geç bir saatte uyumak üzere odalarına çekildiler. 21.08.2006. Sabah yine oldukça yoğun bir programla uyandılar. Bugün dünyanın en büyük ikinci mağarası olarak bilinen Afon'daki yeraltı mağarasına gideceklerdi. Zevkli bir yolculuktan sonra Afon mağarasına vardılar. Mağaranın içerisinde yolculukları metroyla başladı. Bir süre metroyla ilerledikten sonra inip yürüyerek devam ettiler. Görevliler bu dev mağarada dokuz galeri olduğunu söylemişti. İlk galeri Anakopia galerisiydi. Anakopya aynı zamanda Afon'un eski adlarından biridir. Buranın Abhazya ve bölge tarihinde önemli bir yeri vardır. Yedinci Yüzyıl'da Arap orduları Sağır Mervan komutasında tüm Güney Kafkasya'yı ele geçirip Afon'daki Anakopya Kalesi önüne ulaştığında, Abhazların şiddetli direnişiyle karşılaşmış ve bu şiddetli direniş nedeniyle çağın en büyük ordularından biri olan Sağır Mervan'ın ordusu dağılıp geri çekilmek zorunda kalmıştı. Mağaradaki diğer galerilerin de Abhaz tarihi ve kültürünü yansıtan adları var. Örneğin bunlardan biri de diaspodakilerin adını taşıyor. Mağarada onları Türkiye'de de dönem dönem konserler vermiş olan büyük müzik yorumcusu Vili Çakmaçipa ile grubu karşılamıştı. Bu değerli sanatçının ve grubunun mağaranın mistik ortamında verdikleri eşsiz konser ile adeta kendilerinden geçmişlerdi. Abhazyalı sanatçıların şarkılarına diasporadan gelen gençler danslarıyla eşlik etti. Konser sonunda ise, büyük halk sanatçısı Vili Çakmaçipa ve korosuyla birlikte hatıra fotoğrafları çektirdiler. Herkes çok mutlu ve coşkuluydu. Çünkü, Çakmaçipa ve yanındaki değerli sanatçılarla aynı fotoğraf karesinde bulunmak bile onlar için büyük onurdu. Abhazyalı sanatçı dostlarını Afon mağarasında bırakıp karınlarını doyurmak üzere yine bir "patskha"ya gittiler. Yemekten sonra yine önemli Abhaz kentlerinden biri olan Gudauta'ya doğru yola çıktılar. Gudouta'a ilk olarak, Gürcüler tarafından düşürülen Kızılhaç helikopterinde yanarak ölen yaşlı, hamile kadın ve bebeklerden oluşan hemşerilerimizin birbirinden ayırdedilemeyen yanmış cesetlerinin gömüldüğü toplu mezar ziyaret edildi. Ridade Grubu elemanları kısa Abhazya ziyareti esnasında en büyük üzüntülerini belki de burada yaşamıştı. Gözyaşlarımızı tutamaylar, hatta hüngür hüngür ağlayanlar vardı.. Tüm savaşlara ve işgallere lanet okudular. Mezarlık ziyaretinin ardından Gudauta müzesini gidildi. Bu müzede, Abhazya ve insanlık tarihi için gerçekten önemli bir çok eserin yanında, son yaşanan savaşın belgeleri de ayrı bir galeride sergileniyordu. Müze gezisinin ardından Gudauta Stadyumu'na gidildi. Burada Ritsa Şarkı Grubu ve çocuklardan oluşan Adats Dans Grubu ile, stadyumu tıklım tıklım dolduran kalabalık bir kitle karşısında güzel bir gösteri gerçekleştirildi. Adats Çocuk Dans Grubu çocukları, gösterinin ardından büyük bir jest yapıp Türkiyeli konuklarını çiçekler ve rozetlerle ödüllendirdi. Gösterinin ardından Gudauta Belediye Başkanı'nın davetlisi olarak gittikleri "patskha"da sohbetli bir yemek yediler. Bu geleneksel yemeğin ardından bol bol dans edip şarkı söylediler. 22.08.2006 sabahı Abhazya Cumhuriyeti kimliği talebinde bulunmak için Demografya Bakanlığı'na gidildi. Kimlik başvurusu yapıldıktan sonra çarşıya çıkılıp Türkiye'deki yakınlara hediye satın alındı. Ardından yine bir gösteri yapmak üzere Flarmonya'ya gidildi. Kapıda onları kalabalık bir hemşeri grubu bekliyordu. Herbirini sevgiyle kucakladılar. Epey zorlanarak da olsa onlardan ayrılıp prova salonuna geçtiklerinde büyük bir sürprizle karşılaştılar. Türkiye'de Abhaz Derneği'nde Ridade’ye Kafkas Halk Dansları s hocalığı yapmış olan büyük sanatçı Valeri Tanya eski öğrencilerini izlemek üzere salondaydı. Provanın ardından hızla giyinirken, yanlarındaki odada Şaratın Grubu'nun dansçılarının giyindiğini ve kısa bir süre sonra kendileriyle aynı sahneyi paylaşacaklarını bilmek bile onları heyecanlandırıyordu Ridade’nin 1998-1999 döneminde hocalığını yapmıs olan Beslan Bebia’da calışmayı ızledi. Gösterilerde Şaratın grubunun Avapalarını ve müzisyen desteğini Ridade’ye sağladığı için ayrıca teşekkürler.
Flarmonya'da gösterinin ilk dansını yapma şerefi "diaspora"dan gelmiş olmaları nedeniyle olsa gerek Ridade'nindi. Ardından Şaratın sahne aldı. Bir Ridade bir Şaratın çıktı sahneye ve coşkulu bir gösterinin ardından yine seyirci ile bütünleştiler. Finalde sahneye davet edilen Valeri Tanya ile bir birlerine sarılıp duygulu anlar yaşadılar. Ardından, gösteriyi izlemeye gelen coşkulu seyirciyle, akrabalarla ve Şaratın'ın dansçılarıyla kucaklaşıp fotoğraf çektirdiler. Otele dönüp eşyalarını bıraktıktan sonra, Türkiye'de de önemli gösteriler yapmış olan Kafkas adlı dans grubunun davetlisi olarak Basla adındaki müzikli restorana gittiler. Orada gecenin ilerleyen saatlerine kadar dans edip şarkı söylediler. Ardından, yine aynı Kafkas Grubu'un elemanlarıyla birlikte otele dönerek eğlenceye otelin bahçesinde devam ettiler. 23.08.2006 günü erkenden kalkıp Abhazya'nın en güzel sahillerinden birine sahip olan Pitsunda tatil kentine gittiler. Burada denize girip yoğun programın yorgunluğunu atmaya çalıştılar. Öğleden sonra otobüsle Abhazya'nın en güzel kentlerinden biri olan ve eski Abhaz masallarında sık sık söz edilen Gagra'ya geçtiler. İlk işleri bu güzel kenti turlamak oldu. Program gereği burada da bir gösteri yapacaklardı. Aynı günün akşamı Gagra Stadyumu'nda, yine Şaratın Grubu ile birlikte bazı Rus sanatçıların da katılımıyla güzel bir gösteri gerçekleştirdiler. Konserin ardından yine Sohum'daki otele dönüldü. Bu gece Ridade'nin Abhazya'daki son gecesiydi ve bunu bilmek bile onları üzmeye yetiyordu. Tüm gösterilerinde onlara eşlik eden Şaratın Grubu müzisyenlerinin eşliğinde, otelin bahçesinde uzun bir veda sohbeti yapıldı. Ayrılığın burukluğundan olsa gerek bu gece kimsenin içinden şarkı söylemek, dans etmek geçmiyordu bile. 24.08.2006 günü sabahı erkenden kalkan Ridade Grubu gençleri eşyalarını toplayıp otelin bahçesine indiğinde Abhazya Devlet Televizyonu'nu kendilerini beklerken bulmuştu. Tüm gençlerle birer birer veda ropörtajları yaptılar. Akrabalar ve kalabalık bir hemşeri grubu da Türkiyeli konuklarını yolcu etmek üzere otelin bahçesini doldurmuştu. Dramatik bir vedalaşma töreninden sonra otobüslerine bindiklerinde Ridade Grubu'nun elemanları da, onları yolcu etmek için toplanmış olan akraba ve hemşerileri de hüngür hüngür ağlıyordu. Gençler bu duygulu vedalaşma esnasında otobüse binmeden önce, diasporadaki köylerinde vatan toprağı özlemi çekerek ölen dedelerinin-babalarının mezarlarına dökmek üzere poşetlerle Kafkasya toprağı almayı da unutmamışlardı. Akrabaları, gençleri Soçi limanına ulaştıracak olan otobüsü bizzat kendi elleriyle pişirdikleri yiyeceklerle doldurmuştu adeta. Abhazya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Nugzar Logua ve Demografya Bakan Yardımcısı Erkan Kutarba da Ridade'yi yolcu etmek üzere oradaydı. Gözyaşlarıyla dönüş yoluna çıktıklarında artık Abhazya macerasının bittiğini düşünüyorlardı ama tabii ki yanılıyorlardı. Çünkü yol boyunca, yiyecek ve hediyeler vermek üzere hemşeri grupları tarafından sık sık otobüslerinin önü kesiliyordu. Ancak kendilerine verilen yiyecekleri de, hediyeleri de geri çevirmek zorunda kalıyorlardı. Otobüste zaten gereğinden çok daha fazla yiyecek vardı ve hediyeleri gümrükten geçirmek oldukça zordu. En önemli sürprizlerden biri de, Kültür Bakanı Nugzar Logua'nın Türkiye'deki hemşerilerimize hediye etmek üzere sipariş verdiği ama otobüse yetişmeyen üç koli Abhaz şarabını sınırı geçmeden otobüse yetiştirmesiydi. Soçi'ye ulaştıklarında, daha ilk gün kendilerini burada karşılayan ve hiç ama hiç yalnız bırakmayan Kodzba Yavuz hala yanlarındaydı. Vapura binmek için vefakar şöför ...... ve Kodzba Yavuz'la vedalaşırken tanımlanamaz duygular içindeydiler. Hemen hepsi ağlıyordu. |