|
Ya toprak bütünlüğü, ya NATO! |
|
|
|
19 Nisan 2008, Cumartesi |
|
Gürcistan’ın toprak bütünlüğü yalnızca kağıt üzerinde. Yaşanan iç savaşlar sonucu 1992’de Abhazya ve Güney Osetya, Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan etti ve o zamandan beri Tiflis yönetiminin sözünü dinlemiyor.
Gürcistan’ın nüfusu 4 milyon 650 bin. Abhazya’da 250 bin, Güney Osetya’da ise 70 bin kişi yaşıyor. Şu ana kadar kimsenin resmen tanımadığı “asi cumhuriyetler”in nüfusunun yüzde 80’i aynı zamanda Rusya yurttaşı.
Putin 16 Nisanda yayımladığı kararnamede, Rusya hükümetini, bu iki cumhuriyetteki Rusya yurttaşlarının ve şirketlerinin haklarının korunması için gerekli mekanizmaları oluşturmakla görevlendirdi. Bu kararın devamında Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya’da temsilcilik açması, onlarla ekonomik, siyasi ve askeri çeşitli anlaşmalar yapması ve nihayet, iki cumhuriyetin bağımsızlığını resmen tanıması adımları gelebilir.
90’lı yılların başından bu yana süren Gürcü-Abhaz ve Gürcü-Oset anlaşmazlığı, Kosova’nın bağımsızlığı sonrasında tekrar gerginleşti. Bu gerginlikte Gürcistan’ın NATO’ya yakın bir gelecekte (muhtemelen ittifakın 60. kuruluş yıldönümü olan 2009 Nisanı’nda) üye yapılacağı öngörüsü önemli rol oynuyor.
NATO’nun kendisini kuşatmasından rahatsız olan, Doğu Avrupa ve Balkanlar’dan sonra şimdi de Ukrayna ve Gürcistan’la genişlemesine karşı önlem almaya çalışan Rusya’nın izlediği politika şöyle deşifre ediliyor:
“Ya NATO üyeliğinden vazgeçersiniz ve toprak bütünlüğüne kavuşursunuz, ya da ciddi sosyal-siyasal krizlerin bedelini ödeyerek ve bazı parçalarınızı kaybederek pek sevdiğiniz ittifaka kavuşursunuz.”
Ukrayna için Kırım ve belki ülkenin bazı doğu bölgeleri, Gürcistan için ise Abhazya ve Güney Osetya “kaybedilecek parçalar” konumunda.
Bu arada son dönemin sessiz sedasız bir gelişmesine dikkat çekmekte yarar var: Rus azınlığın (“Transdinyester Cumhuriyeti”) yıllarca bağımsızlık mücadelesi verdiği Moldova, NATO üyeliğinden vazgeçip Rusya’ya yaklaşınca, bölünme tehlikesini atlatmışa benziyor. Hakan Aksay
|