Menu Content/Inhalt
03 Aralık 2008, Çarşamba
Abhazya devlet başkanının Duma meclisi konuşması Yazdır E-Posta
27 Ağustos 2008, Çarşamba

Saygıdeğer Duma meclisi millet vekilleri!

İlk olarak bizi davet ettiğiniz için teşekkürlerimi sunmak ve  benim ve halkım için büyük önem taşıyan ülkemizin bugünkü pozisyonunu dile getirmek istiyorum.

En önemlisi de, ben bizim hedefimizin ne olduğunun anlaşılmasını ve hedefimize ulaşacağımızı düşünüyorum.

Benim ve ülke Parlamentomuzun yaptığı başvuruda ve geçtiğimiz günlerde abhaz halkının Rusya Federasyonu devlet başkanı, Rusya Parlamentosu ve Rusya Duma Meclisine seslenerek  yaptığı mitingde de belirtildiği gibi, geçerli gerekçelere dayanarak bizim hedefimiz ülkemizin tanınmasıdır. Maalesef abhaz halkının uzun yıllardır kendi derdini kürsüden duyurması yıllardır engellenmiştir. Uluslar arası topluluk madem gerçeklerden yana, neden abhaz halkının isteklerini duyurmasına izin vermiyor bir anlam veremiyoruz.

BM, OBCE ve diğer uluslar arası kuruluşların bu tavrı, maalesef ki bizleri, Avrupa’nın Abhazya ve Gürcistan arasındaki sorunda açıkça Gürcistan’ın tarafını tuttuğu düşüncesine sevk ediyor. Ve yazık ki bu tutum taraflar arasındaki havanın ılımasına değil, git gide sorunun çözülemez bir hal almasına sebep olmuştur.

Herkesinde yakından takip ettiği üzere, Abhazya ve Gürcistan arasında uzun zamandır hiçbir anlaşma görüşmesi söz konusu değildir. Bunun en büyük sebeplerinden biri, Gürcistan’ın sorunu çıkmaza sürüklemesi ve sürekli silahlı provokasyonlarıdır.

Abhazya savaştan sonraki 15 yıl içerisinde Gürcistan tarafından bir çok anlaşma ihlalliyle karşılaşmıştır. 1994 Moskova anlaşmasının ihlali de bunlardan biridir.

1998 Mayıs, 2001 Ekim, 2006 haziran tarihlerinde Gürcistan devleti tarafından Abhazya sınırları gürcü askerleri tarafından ihlal edilmiş ve sorun bu şekilde çözülmeye çalışılmıştır.

Hatta Gürcistan daha da ileri giderek, kendine askeri bir macera yaratmış, Güney ve Kuzey Kafkasya da istikrarı bozmak için Kodor vadisine uluslar arası teröristleri sokmuştur. Daha sonrasında ise Gürcistan aynı bölgeye büyük miktarda cephane yığmış güçlü bir asker ordusu oluşturmuştur. Yani kısacası, Abhazya’ya saldırmak için gerekli platform hazırlanmıştı.

Gürcistan’ın kuralları çiğnemesi BM Güvenlik Kurulu tarafından da bir çok kere rapor edilmiştir.

Ben burada büyük bir tarihi gerçeğe dikkat çekmek istiyorum. Gürcistan devleti bağımsız bir devlet olarak bütün olaylara rağmen varlığını toplamda 20 yıl, 1918 yılından 1921 yılına ve 1991 yılından günümüze kadar sürdürmüştür.

Bu süre içerisinde Gürcistan, Abhazya ve Güney Osetya’ya karşı tam 9 kere askeri saldırıda bulunmuştur! Ülkelerimizin Gürcistan devleti altında yaşamayacaklarını göstermek için başka gerekçeleri anlatmaya gerek var mı? Bence hayır. 

Son zamanlarda politik gerginliğin zirveye çıktığı dönemde, Gürcistan anlaşmazlığın düzeltilmesi için olumlu adımların atılması gerekirken bu yönde hiçbir girişimde bulunmamış, şimdiye kadar yapılan görüşmelerinde boşa çıkmasını sağlamıştır. Gürcistan anlaşma görüşmelerinin formatının değiştirilmesini isteyerek, anlaşmaların tekrar düzenlenmesini isteyerek görüşmelerin tamamen kesilmesini sağlamıştır.

Herkesinde bildiği gibi, Rusya Federasyonunun da aracılığı ile uluslar arası kuruluşların garantisinde yapmak istediğimiz barış anlaşması bir türlü imzalanmamıştır. Gürcistan böyle bir çözüme kesinlikle yaklaşmamıştır.

Güney Osetya’ya yapılan bu trajik saldırı, Gürcistan hükümetinin barış anlaşmasından neden kaçtığını açıkça göstermektedir. Bu konu hakkında batılı meslektaşlarımızı sürekli uyarmaya, sorunu çözümlemeye çalıştık ama onlar bizi duymazdan geldiler.

Üzerinde durmak istediğim diğer bir konuda, Gürcistan hükümetinin yakın geçmişte Abhazya devletine teklif ettiği geniş özerklik. Gürcistan devletinin bu tür açıklamaları, bizi gerçekten anlayamadıklarını, iki devletin arasındaki zıtlıkları ve savaş sonrasındaki ciddi sonuçları kavrayamadıklarını göstermektedir.


Benim ülkem Gürcistan devleti bünyesinde üzücü bir deneyim geçirmiştir. Abhazlar yapmacık ülkeye ihtiyaç duymamaktadır.

Maalesef aynı bakış açısı ve tehlike ülkemiz ve Güney Osetya için değişmemiştir.

Bu sebeple Rusya devleti ile bu tehlikeyi büyük miktarda azaltabilecek olan askeri anlaşmanın yapılması çok önemlidir.

Saygıdeğer millet vekilleri!

Bugün Abhazya da çok önemli gelişmeler kaydedilmektedir: biz kendi etkili ve demokrat devletimizi kurmaya çalışıyoruz, enstitü ve sosyal kuruluşlar açılmış bulunmakta, bütün alanlarda reform gerçekleştirme çalışmalarındayız.

Kuruluşlarımızın öncelikleri arasında:

-    Abhazya devletinin güvenliğinin sağlanması ve korunması
-    Ekonomik, sosyal ve kültürel gelişim
-    Rusya Federasyonu ile daha sıkı ilişkilerin geliştirilmesi
-    Güvenlik, doğal ortamı koruma, ekonomi gibi alanlarda uluslar arası araştırmalar yapılma ve en iyi sonuçların elde etme çalışılmaları

Bütün bunlar Abhazya’nın hukuken bağımsız olması ile gerçekleşecektir.

Abhazya devleti, yeni bir statüye, uluslar arası alanda daha adil bir yere, hak ettiği yere sahip olmalı.

Bu tür bir çözüm abhaz halkının geleneksel yapısına, bilincine de daha uygun bulunmaktadır. 

Biz, Abhazya’nın Rusya hükümeti ile daha sıkı ilişkiler geliştirmesinin bazı ülkelerinin politik elitlerinin bilinçlerinde kök salmış politik fobilerini tetiklediğinin farkındayız.

Abhazya’nın bu politikasının eski geleneklere, güçlü köklere sahip olduğunu vurgulamak zorundayım. 

Rusya, bizim kültürel, ekonomik, sosyal ve tarihi açıdan bir çok ortaklığa sahip olduğumuz bir komşumuz.

Bu her zaman böyle olmuştur bundan sonrada böyle olacaktır.

Abhaz halkının en zor günlerinde, gürcü askerleri tarafından yok edilmek istendiği zaman, Rus hükümeti büyük bir sorumluluk üstlenmiş, çatışan taraflar arasında barış gücü olma kararı almıştır. Bugün barış gücü rolünü üstlenmek isteyen bir çok ülke görülmekte. Fakat en gerekli, en kritik anda bu rolü Rusya’dan başka kimse üstlenmedi. Bu görevin bedelini Rus devleti yüz altı askeriyle ödedi.  Bu bir çok şeyin açıklaması olsa gerek.

Bugün hala var olmamızın büyük bir sebebi Rusya Federasyonunun geniş insani yardımları, destekleridir.

Bizim anlam veremediğimiz durum, bugünkü Rusya ile politik ve ekonomik ilişkiler gerçekleştirmeye çalışan Avrupa ülkelerinin, Abhazya’nın Rusya ile sıkı ilişkiler geliştirmesinden endişe duyması.

Bizim ülkemiz dünyaya kapılarını kapatmamakta, ülkemizin kapıları onu anlayan halkının isteklerine saygı duyan herkese açıktır. Çağımız gelişme çağı, dünya her geçen gün değişiyor ilerliyor. Abhazya da bu ilerlemeden geri kalmak bu globalleşme sürecinin dışında kalmak istememekte. 

Bizim devletimizin 12 asırlık bir geçmişi var. Ve ülkemiz herkesin yararlanabileceğibüyük bir potansiyele sahip.

Saygıdeğer milletvekilleri!

Biz Abhazya’nın tanınmayı talep etmek için geçerli taleplerini size anlatmaya çalıştık. Biz gerekçelerimizin yeterli olduğunun hatta uluslar arası kanunların halkın kendi kaderini atama maddesine de uygun olduğunu belirtmeliyiz.

25/08/2008 19:00  Abhazya, Suhum

 
< Önceki   Sonraki >